23 Ağustos 2014 Cumartesi

Burak Yılmaz la Çok ÖZEL

Karadeniz’in Hırçın Dalgalarıyla Yükselen Yıldızı Burak Yılmaz

28 Şubat 2012 Salı 18:54
Bu haber 90736 kez okundu
Burak Yılmaz la Çok ÖZEL
Foto galeriye git
Burak Yılmaz futbol kariyerinin en parlak günlerini yaşıyor. Futbol sahalarının bu başarılı ve hırçın çocuğu medyada neredeyse sadece futbol kariyeri ile yer almakta.  İki Elif’ler olarak biz (Elif Yavuz ve Elif İskender), Burak Yılmaz ile bir Trabzon hafta sonunda, dost sohbetinde geçirdiğimiz saatleri Trabzonspor’un yıldızının bilinmeyen yönlerini ortaya çıkartan bir yazı olarak değerlendirdik.
Burak Yılmaz 1985 doğumlu genç bir yıldız. Onu takip edenlerin bildiği gibi futbola 2001’de Antalyaspor’un altyapısında başladı. İlk resmi maçı ise 2003 Sivaspor karşılaşması. İlk önemli başarısı Antalyaspor’un 2005-2006 sezonunda Süper Lig’e çıktığı kadrodaki önemli rolü oldu. Bu performansı ona Fatih Terim’in davetiyle A Milli Futbol Takımının kapılarını açtı. 2006 sonrasında Beşiktaş, Vestel Manisaspor , Fenerbahçe ve Eskişehir’de oynadı. Burak Yılmaz’ın futbol kariyerini değiştiren transferi ise 2009-2010 futbol sezonunda Trabzonspor’a gelişi oldu.
Burak Yılmaz bugün yalnızca futbolu ile gündemde olan kapalı bir kutu. Trabzon’da sessiz bir hayat sürmekte ve Trabzon dışında ise kameralara sıkça yakalanmayan isimlerden biri. Bizler de hem futbol ile ilgili düşüncelerine hem de merak edilen özel hayatına değinmeye çalıştık.
 Futbol başlığında bizi en çok etkileyen kendinden emin ve yüzünde bir güven ifadesi ile söylediği “Biz zaten şampiyon olduk” cümlesiydi. Bilinmeyen Burak portresinde ise duygusal ve ailesine bağlı bir “İyi çocuk” resmi çekebildik.
Sıra şimdi Burak’da :
Başarının Getirdiği Baskı....”Bulunduğum yeri hep hayal ettim”
Sevgili Burak, ilk olarak istersen biraz futbol konuşalım, böylece seni zor sorulara hazırlayalım. (kahkahalar)
-Futbolun en gözde yıldızlarından birisin. Mesleğinde bugün bulunduğun noktayı hayal ettiğin oldu mu?
Tabi ki hayal ediyordum. Herkes benim şu anda bulunduğum noktada beş sene önce olmam gerektiğini düşünüyor ve ben buna katılıyorum. Olamamamın sebebi hem kendimle hem de dış etkenlerle ilgili. Ama beş sene geç de olsa bulunduğum yeri hep hayal ettim.
-Kadın-erkek bütün Türkiye hayranın. Başarın tartışılmaz. Fakat hep daha iyi olman için baskı altındasın. Zorlanıyor musun?
Tabi ki bu durum beni zorluyor ve üzerimde baskı yaratıyor. Dozajında yapılan baskı ile daha iyi oynadığımı düşünüyorum. Ben bu durumdan çok memnunum.
-Başarı arttıkça stres de artmıyor mu?
Hayır, hatta kendime güvenimi arttırıyor. Ve o güven bana daha büyük başarılar getiriyor. Fakat stresi inkar etmiyorum her işte olduğu gibi bizim işimizde de varlığı tartışılmaz.
-Peki ya sürekli aynı başarıyı sürdürememek senin için bir endişe kaynağı mı…
Mutlaka bir gün olacaktır. Ama Trabzonspor tek bir futbolcuya bağlı değil. Biz bir ekibiz. İki maç gol atamadığım oluyor sonra bir maç üst üste üç gol atıyorum. Ama ben bunu düşüş olarak nitelendirmiyorum. Bunlar futbolun bir parçası. Ben robot değilim. Formsuzlukta olacak, kötü oyunda olacak, o zamanlarda rol başka bir arkadaşa düşüyor.
-26 yaşındasın ve kariyerinde sürekli bir yükselişi sürdürmeyi başarıyorsun. İleriye yönelik hedeflerin neler? Var mı şunu gerçekleştirmeden bu işi bırakmam dediğin?
Benim en büyük hedefim milli takında oynamaktı ve Trabzonspor bana bu yolu açtı. Şu an bir milli takım futbolcusuyum.
Bundan sonraki hedefim iyi bir Avrupa takımında oynamak. Diğer bir önemli hedefim ise kariyerime de olumlu katkı yapacağını düşündüğüm gol krallığı.

-Maça çıkmadan önce uğuruna inandığın bir objen veya davranışın var mı?
Sadece annem, babam ve kız kardeşimle konuşmadan maça çıkmam. Bir de sakatlık olmasın diye dua ederim.
-Futbolcu Babanın Futbolcu Oğlu : “Baba olursam onun gibi bir baba olmak isterim”
Hepimiz biliyoruz ki futbolun içinde bir aileden geliyorsun. Babanın profesyonel futbol camiasında olması kariyerini nasıl etkiledi?
Babam kaleci antrenörlüğü ile başladı ve bildiğiniz gibi bugün teknik direktör. Elbette ki futbol sevgim babamla başlar. Babamın profesyonel futbol camiasının bir parçası olması benim futbola ilgi duymamda belirleyici etkendir.
Maçları, kramponları, eşofmanları, tüm hayatı… ister istemez benim hayatıma da yansıdı.
Fakat öncü sebep babam olmasına rağmen, annemin basketbolcu olması, kız kardeşimin ise voleybolculuğu ile her anlamda sporcu bir aileyiz.
-Peki babana bir hayranlık var mıydı?
 Emin olun bir gün baba olursam onun gibi bir baba olmak isterim.
-Bu durumda bir rol model olduğunu da söyleyebilir miyiz?
Hayır, babam kaleciydi ben değilim ama bir yol gösteren olduğunu söylemeliyim. Her zaman onun fikirlerini dinlerim.
Babanın futbol kariyerin üzerinde etkisini açıkça görüyoruz. Onunla futbol oynamak, hatta izlemek eminim seni çok mutlu ederdi diye düşünüyorum.
Babam Antalyaspor’un altyapısında oynadığımda benim hocamdı. Bunun dezavantajları oldu, başkalarına kızar bana bağırırdı. Elbette olumlu katkıları da oldu.
-Biraz daha ailenizden bahsedelim. Nasıl bir aile ortamında büyüdün.
Konuştuğumuz gibi babam profesyonel sporcu olduğu için; annem, kız kardeşim ve ben Antalya’dayken bizimle birlikte değildi. Malatya, Kayseri ve Gençlerbirliği’nde çalıştı. Şu an benim yaşadığım hayatı o yaşıyordu diyelim. Sonuçta çok bir arada değildik ama olduğumuz zaman da bizim için çok değerliydi. Ama şunu da söylemek lazım, uzakta olduğunda bile üzerimizde hep bir hakimiyeti oldu.
O dönemlerde annem bize hem annelik hem babalık yaptı. Sakin, kavga dövüş sevmeyen bir aile ortamında büyüdük.
Trabzon’da Hayat Nasıl Geçiyor? “....çoğunlukla tesislerde kalıyorum”
-Biraz da günlük yaşantına dönelim. Şu an spor dışında hayatın nasıl geçiyor?
Burak Yılmaz’ın bir günü nasıl şekilleniyor?
Sabah uyanırım, kahvaltımı yaparım, tesiste tavla oynarım, ondan sonra idmana çıkarım, idman biter yemek yerim ondan sonra da odama çıkar dinlenirim.
Biliyorsunuz bu sezon maç tempomuz çok yoğun. Tesislerden yada evimden neredeyse hiç çıkmıyorum. Evimde ya televizyon seyrediyorum yada playstation veya kelime avı oynuyorum.
En fazla Nihat Usta’ya gidip yemek yiyorum. Bir de az olsa da sinemaya gidiyorum.
Artık en hoşlandığım şey dinlenmek. Hem kafa hem de beden olarak zorlanıyoruz. Bu bir yakınma değil, tempomuzdan ve burada olmaktan mutluyum.
Ama bu Trabzon’daki bir günüm İstanbul’u soracak olursan eve girmem gezerim.
-Çalışma temponun yoğunluğu ortada, bu yoğunlukta kendine zaman ayırabiliyor musun?
Tabi ki bu yoğunlukta kendime pek zaman ayırabildiğim söylenemez, şöyle ki kuaförümüz bile tesislere geliyor.
-Bildiğimiz kadarıyla Selçuk İnan’la ev arkadaşıydın. Ev arkadaşının Galatasaray’a gidişi bir boşluk doğurdu mu?
Çok etkiledi. Hatta o yüzden çoğunlukla tesislerde kalıyorum. Bir de tesislerin personelini gerçekten çok seviyorum. Bir dediğimi iki etmiyorlar. Ev güzel, her şeyim var ama tesisler daha iyi geliyor bana.
-Takım arkadaşlarından hangileri ile dışarıda görüşüyorsun? (Burada Burak Yılmaz espri yapıyor)
Caner Çuvalcıoğlu, Ömürden Yavuz….. (Gülüyoruz)
Ben bekar olduğum için evli arkadaşlarımla çok fazla görüşemiyorum. Ama Serkan Balcı bizi genellikle evine yemeğe çağırıyor. Caner Abim olsun, sizler olun hep beraberiz. Sizlerden başka sürekli görüştüğüm bir grup yok. Sürekli bir yakın arkadaşım gelsin gitsin imkan olmuyor, bazen ben bile kendimi çekemiyorum (kahkahalar)
Biraz da moralle ilgili. Kötü bir maç sonrası bazen tesislerde televizyonu bile açmadan öylece oturuyorum.
Serkan Balcı, Sercan Kaya, Bora Sevim, şimdi Olcan Adın’da geldi, çok eski samimi arkadaşımdır. Bir de söylediğim gibi sizler diye özetleyelim.
-Peki evde ve arkadaşlarla geçen vakitlerin dışında kafanı boşaltmak için ne yapıyorsun?
Kitap okuyorum, aşk kitaplarını tercih ediyorum. İki Cami Arasında Aşkı daha yeni bitirdim. Kitap okumayı seviyordum bu sevgim Trabzon’a geldikten sonra daha da arttı. Bunun dışında bir günlük izinlerimi de İstanbul’a giderek değerlendiriyorum. Alışveriş yapıyorum, arkadaşlarımla yemeğe ve gece eğlenceye çıkıyoruz onu da hemen çekiyorlar “Burak Yılmaz dağıttı” diye haber yapıyorlar ama fazla takmıyorum çünkü artık yöneticilerimiz beni tanıyorlar, nasıl bir insan olduğumu biliyorlar.
-TV ile aran iyi mi, hangi programları izliyorsun?
İster istemez iyi (gülüyor). Kuzey Güney’i izliyorum, yeni başlayan “Son” isimli diziyi seyrediyorum ama futbol yorumlarını izlemiyorum.
-Sinemaya hangi sıklıkta gidebiliyorsun?
Sinemaya iki haftada bir gitmeye çalışıyorum. En son Dedemin İnsanları filmine gittim. Beğendim.
-Peki unutmadığın bir film var mı?
PearlHarbour’ı çok beğenmiştim. Truva ve Son Samuray’da beğendiğim filmler arasında. Baba ve Oğlum ile Issız Adam ise çok beğendiğim Türk Sineması örnekleri. Babam ve Oğlum’da ağlamaktan öldüm! Kısaca duygu yüklü filmleri seviyorum. Aslında aşk filmlerini de severim.
-Peki ya müzik
En son Sezen Aksu’nun son CD’sini aldım. Sezen Aksu benim favorim. Hatta eski CD’leri de şu an arabamda. İkinci bir isim istersen Yıldız Tilbe’yi de seviyorum.
Bu cevaplarla tam bir romantik insan, aşk adamı profili çizdin.
Yapmayın, aşk adamıyım belki ama romantik değilim. Sonra ileride bir ilişkim olduğunda karşımdaki ben okumuştum sen romantiktin diyecek (gülüyoruz)
-İnternet dünyası ile aran nasıl? Mesela takip ettiğin bloglar var mı? Mesela bizim bloğumuz Elif blog.
Takip ettiğim bir blog yok ama artık sizin takipçinizim.
-Yemek için tercih ettiğin özel mekanlar var mı?
Trabzon’da ikinci evim gibi gördüğüm Nihat Ustaya giderim demiştim, Antalya’ya gittiğim zaman mutlaka Antalya Balık Evine uğrarım, İstanbul’da da tek adresim Nusret Steak House.
-Peki diğer futbolcular gibi araba merakın var mı?
İstanbul’da oynarken araba merakım çoktu. Bütün arabaları denemişimdir. Ama şimdi bir cipim var o da bana yetiyor. Trabzon’da çok farklı bir spor araba kullanmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Zaten öyle bir hevesim de kalmadı. Yaşlandım herhalde (gülüyoruz)
-Dışarıda olduğunda eminim çok ilgi ile karşılaşıyorsundur. Mesela fotoğraflarının çekilmesi seni rahatsız ediyor mu?
Dışarıya nadir gittiğim için görünce de fotoğraflıyorlar ama ben bunda bir mahsur görmüyorum, beni rahatsız etmiyor.
-Peki İstanbul’da Trabzon’daki kadar tanınıyor musun?
Evet, eskiden de tanıyorlardı ama şimdi herkes tanıyor. Bunun avantajları da var dezavantajları da var tabi ki.
-Peki düşünsene, bir gün için hiçbir planının olmadığını, ne yapardın?
Yaz olan bir yere giderdim, denizin ve güneşin tadını çıkarırdım ama en önemlisi dinlenirdim.
-Yaz tatilini nasıl değerlendirirsin? Yurt dışına gider misin?
Yaz tatilini çok severim, her yaz sevdiğim arkadaşlarımla Çeşme’ye giderim. Yurt dışına çıkmayı tercih etmiyorum çünkü orada beni tanımıyorlar.(Gülüşmeler ve Kahkahalar...) Tabi ayrıca dil problemi de oluyor.
Biraz da Özel Hayat! “Evliliğe hazır olup olmadığımı ben de bilmiyorum ama çocukları çok seviyorum!”
-Biraz önce arkadaşlar hep evli diyordun. Peki ya Burak Yılmaz ne zaman evlenecek? Buna hazır mı?
Kendimi evliliğe hazır hissedip hissetmediğimi bilemiyorum. Bir gün hissediyorum sonra diyorum ki şimdi moralim çok bozuk, eşim olsa o da bu moralsiz gündemin bir parçası olacak. Onu mutlu edemeyeceğimi düşünüyorum. Mutsuz olduğumda etrafımdakilere de o elektriği veriyorum. Söylediğim gibi evliliğe hazır olup olmadığımı ben de bilmiyorum ama çocukları çok seviyorum!
-Kız arkadaşlarında bugüne kadar ne aradın. Mesela annenden bir parça….
Bugüne kadar bir ciddi ilişkim oldu, onunda anneme benzeyen hiçbir yönü yoktu. Annemi çok seviyorum. Ama ona benzer birini bulmak zor. Ben bir kızla mutlu olacaksam anneme benzemiş, ananeme benzemiş hiçbir önemi yok. Yeter ki onunla mutlu olayım.
Aradığım fazla bir şey yok. Stresli, zor bir iş yaptığım için aradığım eve geldiğim zaman mutlu olacağım bir eş. Evleneceksem öyle bir aşık olmalıyım ki, o futbol dünyasından kopup eşimle her şeyi unutup, mutlu olmalıyım.
Bakın açık açık cevaplar veriyorum, kıymetinizi bilin! (Gülüyoruz)
-Aşık olduğunda nasıl biri olursun?
Çok parlak bir adam olmam (Şaka yapıyor ve gülüyoruz). Kıskanç değilim, kıskanç değilim deyince her şeyi kabullendiğim sanılmasın. Sonuçta Türk erkeğiyim. Sizlerin eşleri gibiyim diyelim.
-Peki bu duygusal adamı en çok ne sinirlendirir?
Haksızlık, dedikodu ve yalan. Tabi ki hayatta pembe yalanlar olur ama hayatımı ilgilendiren yalanları asla affetmem
“BİZ ZATEN ŞAMPİYONUZ”
-Türkiye gündemine dair seni en çok endişelendiren şey nedir?
Vallahi benim gündemim, bizim şampiyonluğumuzun verilip verilmeyeceği. Ben bunun bize eninde sonunda verileceğine inanıyorum, ama bu sürecin hızlandırılması gerektiğini düşünüyorum, ama şunu da söyleyeyim biz zaten şampiyonuz.(Yemin ederiz bu söz üzerine gözlerimizin yaşarmasını engelleyemedik ve bir kez daha Trabzonsporlu olmaktan gurur duyduk.

Burak Yılmaz’ın Kodları
Futbolculuk - Trabzon
Aşk - olmuyor
Yalnızlık - güzel
Korku - yükseklik ve karanlık
Güç -dostlarım
Aile -kutsal
Moda - takip etmiyorum
Yalan - nefret ederim
Şampiyon - olduk
Trabzonspor - dönüm noktam
Burak yılmaz - iyi bir çocuktur

Elif Y. Elif İ)


Önemli Uyarı: Röportajın tamamı veya bir kısmı İzinsiz veya tam kaynak göstermeden kullanılamaz (www.magazin61.net)..İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılması halinde yasal işlem yapılacaktır.

www.magazin61.net , haber 61 yayıncılık tic.ltd.şti. kuruluşudur.

GAZETE MANŞETLERİ

HAVA DURUMU

Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

EN ÇOK OKUNANLAR

BUGÜN

BU HAFTA

BU AY

EN ÇOK YORUMLANANLAR

BUGÜN

BU HAFTA

BU AY

SAYFALAR

ARŞİV